17 Ağustos 1999 gecesi… O geceyi yaşayan biri olarak anlatması hâlâ çok zor.
Depremden sadece 4-5 saat önce arkadaşlarımızla birlikteydik. Oyun oynuyor, sohbet ediyor, gülüyor, geleceğe dair planlar yapıyorduk. O an hiçbirimizin aklından, birkaç saat sonra hayatımızın bambaşka bir hâle geleceği geçmiyordu.
Sonra gece yarısı hayat durdu.
Yer sallandı, binalar yıkıldı, her taraf bir anda toz ve duman içinde kaldı. Karanlığın içerisinde insanların çığlıkları vardı. Ne olduğunu anlamaya çalışırken, biraz önce birlikte oturduğumuz, sohbet ettiğimiz, oyun oynadığımız arkadaşlarımızın artık enkazların altında olduğunu öğrendik.
İnsan o an şunu çok acı bir şekilde anlıyor: Hayat ne kadar kısa ve ne kadar kıymetli…
O gece sadece binalar yıkılmadı. Hayaller yarım kaldı, aileler dağıldı, dostluklar acıyla sınandı. Sabah olduğunda şehir aynı şehir değildi. Sokaklar aynı sokak değildi. İnsanların yüzlerinde tarifsiz bir acı vardı.
Aradan yıllar geçti ama 17 Ağustos’un acısı geçmedi. Çünkü o geceyi yaşayanların hafızasında hâlâ çığlıklar, enkazlar, toz duman ve kaybettiğimiz insanların yüzleri var.
Ben bugün, 17 Ağustos’ta hayatını kaybeden bütün vatandaşlarımızı rahmetle anıyorum. Geride kalan ailelerine sabır diliyorum.
O gece kaybettiğimiz arkadaşlarımızı, kardeşlerimizi, komşularımızı unutmadık, unutmayacağız.
17 Ağustos unutulmasın. Çünkü unutmak, aynı acıların yeniden yaşanmasına izin vermektir.
Mustafa Gündüz
Emeklilikte Eşit Adalet Derneği Genel Başkanı




