Bugün 1 Mayıs. Takvimler emeğin, nasırlı ellerin ve kutsal alın terinin bayramını müjdeliyor. Ben de bu satırları bir tiyatro kürsüsünden değil, bir sanat atölyesinin en tozlu, en gürültülü ama en huzurlu köşesinden yazıyorum. Ben Caner Doğruyol, hayatını sahneye, insana ve topluma adamış bir sanat işçisiyim.
Hayat, bizi bazen planlamadığımız duraklara taşır. İstanbul’un o kadim kültürüyle doğmuş, İzmir’in özgür rüzgarlarını solumuş biri olarak; Kocaeli benim için “mecburiyetten” başlayan ama kısa sürede büyük bir “aidiyete” dönüşen bir durak oldu. Eşimin memleketi vesilesiyle attığım bu adım, bugün bu kentin sanatsal damarlarından biri olma sorumluluğunu getirdi. Çünkü gerçek bir sanatçı için vatan, sadece doğduğu yer değil, ruhunu kattığı ve perdelerini açtığı her yerdir.
Bir Sezonun Entelektüel Muhasebesi
Haziran ayından bu yana Kocaeli’de, kıymetli yol arkadaşım Salih Sarıçalı ile omuz omuza vererek hayallerimizi somut birer gerçeğe dönüştürdük. “Kara Fatma” oyunuyla başlayan bu yolculukta, kendi mutfağımızdan çıkan “Yıldızlara Bakmak” ile gökyüzüne dokunurken; yılın farkındalık ödülüne layık görülen “Özel Anne” ile toplumsal bir yaraya merhem olmaya çalıştık. Sadece bu sezon, Kocaeli’den yola çıkıp Ankara’dan İstanbul’a, İzmir’den Anadolu’nun kalbine kadar tam 23 kez perde dedik.



Ancak bizim işçiliğimiz sadece sahne ışıklarıyla sınırlı kalmadı. Tiyatro Astakos’u bir düşünce platformuna dönüştürme vizyonuyla, 3 Nisan 2026 tarihinde ilk dış yapım organizasyonumuza imza attık. “Değişen Avrasya Jeopolitiğinde Türk Dünyası: Zengezur Koridoru, Orta Koridor ve Yeni Stratejik Dengeler” seminerimizde, değerli konuşmacı Ahmet Sağlam ile meseleleri sadece alkışlarla değil, akıl ve stratejiyle de ele aldık.
Hemen ardından Erdem Topuz yorumuyla bir dünya klasiğini İngilizce olarak ilk kez bu şehre taşıdık. Şimdi ise Dr. İpek Wiesmann’ın kaleminden çıkan, yönetmenliğini Dr. İpek Wiesmann ve Yerkan Kahraman’ın üstlendiği, Ravi Esra Can’ın proje tasarımıyla hayat bulan “Babam Dünyanın En Büyük Şairi” oyununu 2 Mayıs Cumartesi Saat 20.00’de Kedi Sahne’de Kocaeli ile buluşturmaya hazırlanıyoruz. Zülfü Livaneli ve Ali Kocatepe gibi devlerin müzikleriyle bezenmiş bu tek kişilik eserde, Barış Hayta’nın performansı eşliğinde sanatın o birleştirici gücünü bir kez daha soluyacağız.

Bizi Ne Yorar, Ne Yoramaz?
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün o sarsılmaz pusulasını cebimizde taşıyoruz: “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” Biz, o damarı tıkamaya çalışan her türlü karanlığa karşı nefes olmaya çalışıyoruz.
Bir Ekip, Bir Şehir, Bir Gelecek
Bu başarılar tek kişilik bir gösteri değil, bir imece hikâyesidir. Elif Kahraman, Bahadır Yıldırım, Işıl Gümüş, Samet Güven ve Mehmet Çavdar gibi “Engel varsa aşmak içindir” diyen yürekli bir ekip olmasaydı, Tiyatro Astakos bu kadar kısa sürede bu şehrin nefesi olamazdı.
Bizler sadece sahnede rollerine bürünen oyuncular değil; hayatın provasını her gün yeniden yapan sanat işçileriyiz. Sahne bizim fabrikamız, alkışlar bizim helal ekmeğimizdir. En değerli rol arkadaşlarımız olan siz seyircilerimizin gözlerindeki o mutluluğu gördüğümüz an, tüm yorgunluklarımız birer onur madalyasına dönüşüyor.
Kolu sıvayanın, ter dökenin, kalbini ve zihnini bir başkası için yoranın; yani tüm dünya emekçilerinin 1 Mayıs İşçi Bayramı kutlu olsun.
Selam olsun sanata, selam olsun emeğe ve selam olsun yarınları birlikte inşa edeceğimiz o güzel insanlara!
Tiyatro Astakos Genel Sanal Yönetmeni Caner Doğruyol




