Bir şehir, toprağa değil hatıraya kök salar. Peki, bir şehir kaç kitaplık bir hafızayla ayakta kalır?
William Shakespeare, “Tiyatro, bir milletin en doğru aynasıdır” demişti. Oysa aynanın gücü, asıldığı salonun ihtişamıyla değil; kimi ne kadar berrak yansıttığıyla ölçülür.
Peki kitap? Bir şehir kaç kitaplık bir hafızadır?
İnsan kendini tekrar eden bir canlıdır. Aynı saatte uyanır, aynı yollardan geçer, benzer cümleler kurar. Bazen aynı hatayı başka bir isimle yeniden yapar.. Ama bence insanın diğer canlılardan ayrıldığı tek bir yer vardır. O da kendi tekrarının farkına varabilmesidir. Değişim tam orada başlar. Yani fark etmekle, sormakla, okumakla… Ve pek tabi öğrendiğini yeniden düşünmekle… Medeniyet, tekrarın içinden daha iyisini çıkarabilme sanatıdır.
Kur’an-ı Kerim’in ilk emri “Oku!”dur. Kalem Suresi’nde “Nun. Kaleme ve satır satır yazdıklarına andolsun” buyrulur. İlim, sadece bilgi yığını değil; insanın kendini ve Rabbini tanıma yoludur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “İlim öğrenmek her Müslümana farzdır” buyururken, bilginin ahlakla, ahlakın sorumlulukla birleşmesi gerektiğini hatırlatır. Yunus Emre’nin “İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir” sözü, bu kadim hakikatin Anadolu’daki yankısıdır.
Kocaeli Kitap Fuarı’nın 16 yıllık hikâyesine bu omurgadan bakmak gerekir.
3-11 Ekim tarihleri arasında Kocaeli Kongre Merkezi’nde süren 16. Uluslararası Kocaeli Kitap Fuarı, bu yıl 515 yayınevi, sahaf ve sivil toplum kuruluşunu bir araya getiriyor; 1.065 söyleşi, panel ve imza programıyla kentin zihinsel haritasını yeniden çiziyor. 28 bin metrekarelik alanda, her gün 10.30-21.30 saatleri arasında devam eden fuarın teması “Romanların ve Hatıratların İzinde”. Ana mesajıysa çok net! “Her Kitap Bir Medeniyeti Yaşatır.” Onur konuğu, iktisat tarihini kültür, ahlak ve zihniyet dünyasıyla harmanlayan Prof. Dr. Ahmed Güner Sayar. Açılışın temasıysa sarsıcıydı. “İnsan Hatırlar.”
Bugün, 8 Ekim’de bile yaklaşık 70 etkinlik birden koşuyor. Roger Crowley’den John Perkins’e, Erhan Afyoncu’dan yerel kalemlere uzanan geniş bir yelpaze, fuarı sadece bir stantlar topluluğu olmaktan çıkarıp yaşayan bir düşünce meydanına dönüştürüyor. 2009’dan bu yana yaklaşık 9,4 milyon ziyaretçiyi ağırlamış bir geleneğin 16. halkası, şimdiden Kocaeli’nin kültür takviminin vazgeçilmez parçası haline gelmiş durumda. Çünkü hafızasını kaybeden insan kendini yeniden kuramaz. Hafızasını kaybeden şehirse geleceğini kaybetme riskiyle yüzleşir. İngiliz tarihçi Roger Crowley’nin fuarda söylediği gibi: “Tarih dediğimiz şey, bizi biz yapan şeydir.” Tarih yalnızca arşivlerde yaşamaz; işçinin, limanın, köylünün, mahallenin hafızasında da yaşar.
Ancak burada şöyle bir temel ayrımı yapmak zorundayız; Bilgi tek başına güç değildir. Bilgi ahlakla buluşunca hikmete, hikmet sorumlulukla buluşunca iradeye, irade doğru istikametle birleşince medeniyete dönüşür. En zor olan, başkasını değil, kendini bilmektir.
Bir kitap fuarının başarısı yalnızca kapıdan giren ziyaretçi sayısıyla ölçülemez. Şimdiden 1 milyon sınırına yaklaşan, hatta aşma yolundaki rakam önemlidir. Ama asıl soru şudur: Bu rakamlar insan hayatında neye dönüşüyor? Bir çocuk ilk kitabını orada alıyorsa,
bir genç yeni bir yazarı keşfediyorsa, bir sahaf yıllardır sakladığı nüshayı doğru okura teslim ediyorsa… işte o anda rakam kültüre dönüşmeye başlar.
Bir belediyenin kültüre yatırımı, bugün kaç kişinin alkışladığıyla değil, yarın kaç kişinin daha nitelikli düşündüğüyle ölçülmelidir. Yol ve bina hemen görünür. Kültür yatırımıysa önce görünmeyeni inşa eder. Mesela bir insanın ve dahi bir çocuğun zihnini inşası gibi…
Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Tahir Büyükakın’ın “İnşallah 100. yılını da göreceğiz” sözü, bu uzun soluklu bakışın özeti gibidir. Açılışta hafızanın geçmişle gelecek arasında köprü kurduğunu vurgulayan Başkan Büyükakın’ın yaklaşımı, genel sekreterden daire başkanlarına, sahada gece gündüz çalışan teknik ekipten temizlik ve güvenlik personeline kadar uzanan geniş bir emek zinciriyle hayata geçiyor. Adı afişlerde yazmayan bu görünmeyen kültür emekçileri olmasa, stantlar kurulmaz, öğrenciler ücretsiz taşınmaz, ring seferleri ve deniz ulaşımı imkânları sağlanmazdı. Kültürün görünen yüzü yazarlardır; görünmeyen yüzüyse bu kolektif çabadır. Kitaba ulaşmak, yalnızca parası ve zamanı olanın değil, her çocuğun hakkıdır. Bu yıl binlerce öğrencinin fuara ücretsiz erişimi, kültürün demokratikleştiğinin somut göstergesidir. Uluslararası kalemleri ağırlamak kıymetlidir. Ama bir şehrin kendi yazarını, şairini, sahafını ve yerel yayınevini görünür kılması daha hayatidir. Çünkü şehir, kendi hikâyesini kendisi anlatmalıdır. Kocaeli yalnızca sanayi değildir. SEKA’sı, liman işçisi, sanayi göçü, Körfez’i, deprem hafızası, mahalleleri ve fabrikaları vardır. Bir şehrin kültürel özgüveni, kendi insanına verdiği değerle ölçülür. Kocaeli sadece kitap tüketen değil, kendi değerlerini metne dönüştüren bir şehir olmak zorundadır.
Rakamlar zaten konuşuyor. Resmî paylaşımlarda ve https://www.kocaelikitapfuari.com.tr sitesinde duruyor işte! 15 yılda 9,4 milyonu aşan ziyaretçi, bu yıl yalnızca organize edilen öğrenci gezilerinde 25 bine yaklaşan genç, her gün 70’e yakın etkinlik, stantlar arasında dolanan aileler, imza kuyrukları, “Ağaçlar Kitap Açtı” etkinliğinde dakikalar içinde tükenen binlerce kitap… Bunlar görünür olan. Asıl resim ise daha sessiz yerlerde çiziliyor. Yani, fuardan çıkan çocuğun çantasına giren ilk kitabın, üç ay sonra hâlâ açık kalıp kalmadığı, bir söyleşiden sonra defterine ilk satırını yazan gencin, o satırı devam ettirip ettirmediği, yerel bir yayınevinin veya sahafın, fuarda bulduğu yeni okuru bir sonraki baskıda da yanında tutup tutmadığı ya da salonlarda konuşulan düşüncenin, mahalle kahvesinde, fabrika servisinde, akşam sofrasında bir cümle olarak dolaşıp dolaşmadığı…
Bu ikinci katman henüz sayılara dökülmemiş. Belki de dökülmesi gerekmiyor.
Belki de bir şehrin kültürel hafızası, tam da bu görünmeyen devamlılıkta saklı. Fuar, kendi hikâyesini her gün paylaşıyor. Ben sadece o hikâyenin, stantlar söküldükten sonra hangi odalarda, hangi zihinlerde devam ettiğini merak ediyorum.
Perde kapanır. Bu hikâye de devam eder.
İnsan kendini tekrar eder. Şehirler de… Ama medeniyet, aynı şeyi tekrar etmekten değil; her tekrarın içinden daha nitelikli bir akıl çıkarabilmekten doğar.
Kocaeli artık yalnızca çelik, otomobil ve kimya üreten bir sanayi kenti olmakla yetinemez. Fikir, kitap, sanat, düşünce ve hikâye de üretmelidir. Bir ülkenin gerçek kalkınması, fabrikalarının bacaları ile kütüphanelerinin rafları arasında kurduğu o hassas dengede saklıdır.
Fuarın ışıkları bir gün sönecek. Stantlar sökülecek, kitaplar kutulara girecek, salonlar boşalacak. İyi bir kitap fuarı, tam da o ışıklar söndüğünde başlar. Geride tek bir soru bırakarak; “Okuduklarımızla ne yapacağız?” Çünkü kitap kapanır. Fuar kapanır. Perde kapanır. Sayfa kapanır. Ama düşünce kapanmaz. Hikâye devam eder.
Hafızasını kaybeden insan kendine, hafızasını kaybeden şehir geleceğine yabancılaşır.
Bu arada sahi Kocaeli, kaç kitaplık bir hafızayla yaşıyor?
Caner Doğruyol




